Basınç yaraları, hastaların hastaneye temel yatış nedenine ek olarak ortaya çıkan, bilim ve teknolojideki gelişmelere rağmen halen hasta bakım hizmetlerinin sunulduğu merkezler ve bireyler için güncelliğini korumaya devam eden önlenebilir önemli bir sağlık sorunudur.
Basınç yaralarının yaygınlığı ve görülme sıklığı incelenen hasta grubuna göre değişiklik göstermektedir. Literatürde hastaneler ve toplum sağlığı hizmetlerinin yürütüldüğü klinikler için görülme sıklığı %3 ile %10 arasında, akut bakım klinikleri için %2.7 ile %29 arasında1,2, yoğun bakım üniteleri için %2.2–23.9 arasında ve evde bakım hizmetleri veren merkezler için %0-17 arasındadır. Ülkemizde konu ile ilgili yapılan araştırmalar oldukça sınırlıdır. Basınç yarasının; yatağa bağımlı hastalarda yaygınlığı %6.12-%7.2, spinal kord hasarı olan hastalarda yaygınlığı %28.4, ameliyat sonrası dönemde hastalarda görülme sıklığı %54.8 ve nöroloji yoğun bakımda yatan hastalarda görülme sıklığı %18.3 olarak bulunmuştur.

Basınç yaralarında bakım ve tedaviye ilişkin stratejilerin belirlenebailmesi için yaranın doğru şekilde sınıflandırılması önceliklidir. Basınç yaralarının sınıflandırılmasında pek çok farklı sınıflama yöntemi bulunmakla birlikte son yıllarda yaygın olarak NPUAP22 tarafından geliştirilen 4 evreli sınıflandırma kullanılmaktadır.

Bu sınıflama basınç yaralarında, yaranın niteliği ve doku kaybı düzeyine göre yapılmaktadır. NPUAP tarafından belirtilen bu evreler sırasıyla;

I. evre basınç yarası: Başlangıç evresidir. Deri bütünlüğü bozulmamıştır. Daha çok kemik çıkıntıları üzerinde yer alan cilt bölgesinde basmakla solmayan kızarıklık vardır.

II evre basınç yarası: Dermiste kısmi doku kaybı vardır. Yara yatağının pembe kırmızı olduğu, ölü dokunun olmadığı yüzeyel bir ülser mevcuttur. Patlamamış veya patlamış seröz bir bül şeklinde de gözlenebilir.

III. evre basınç yarası: Epidermis, dermis ve subkütan dokuyu içeren doku kaybı vardır. Yara yatağında ciltaltı yağ dokusu görülebilir fakat kemik, tendon veya kas açıkta değildir. Yara yatağında ölü doku olabilir. Yara dokusunun altında tünelleşme ya da boşluklar bulunabilir.

IV evre basınç yarası: Kemik, tendon veya kasın ortaya çıkması ile sonuçlanan bir doku kaybı vardır. Yara yatağının bazı kısımlarında ölü doku ve kabuk dokusu olabilir. Basınç yaralarının bakımında ana amaç yaranın oluşmasını engellemektir. Bu nedenle yara oluşmasına neden olan faktörlerin belirlenmesi, risk değerlendirme araçları yardımı ile hastanın basınç yara riskinin ölçülmesi, basınç yarası açılımı açısından riskli bölgelerin kontrolünün yapılması ve önlemeye yönelik diğer girişimlerin (havalı yatak kullanımı,cilt nemliliğinin kontrolü, oda ısısı ve nemliliğinin kontrolü, hastaya en fazla 2 saat aralıklarla pozisyon verilmesi, hastaya pozisyon vermede roller, kaldıraç vb. yardımcı araç kullanılması vb.) planlanması önemlidir.

Basınç yarası oluştuktan sonraki en önemli basamak ise yaranın uygun ve etkili yöntemler ile bakımıdır. Seçilen yöntem ya da ürün ortamdaki fazla eksudayı uzaklaştıracak, etkili drenajı sağlayacak emme özelliğine sahip olmalıdır. Basınç yaralarının bakımında pek çok yöntem ve ürün bulunmaktadır.